Tüp Bebek Hikayeleri: 5 Tüp Bebek 3 Aşılama 6 Yıllık Mücadele Vol.7

0

İlk aşılama tedavimden sonra belki yıkılmam,yenik hissetmem gerekiyordu.Ama hayır ben daha çok hırs yapmıştım. Eşime aşılama işlemi çok gereksiz gelmişti, tekrar aşılama denemek istemiyordu ama ben her gün konuşup ikna etmeyi başarmıştım. Zaten 1 ay ara vermiştik. “Aşılama sonrası ilaçların etkisi hemen geçmez hamile kalma ihtimalin çok yüksek” diyenler oldu, “Sonra ki ay aşılama deneyeceğin için rahat olursun bu ay kesin hamile kalırsın” diyenler…

Hepsi haksız çıktı maalesef yine hamile kalamadım. Kendimi X hanımın kapısında buldum yine. Raporlu olarak 3 kutu gonal f almıştım. İlk aşılamada 1.kutu bitmişti, 2.deneme için 2.kutuya başladım. X hanım iyi ki ilaçları baştan ucuza aldırmış diye düşündüm, en azından şimdi ilaç parası yoktu. İğneler, tahliller, kontroller derkeeeen son kontrolüm cuma günü oldu. Döngümün 14.günü, yumurta 16 mm olmuş. Demez mi “Pazartesi gel kontrole”.

Pazartesi bana geç bir gün gibi geldi. Dile getirmeye çalışsam da konuşturmadı. Ama pazartesiye kadar içim içimi yedi. Döngümün 17.günü olacak çok geç değil mi, benim 17.gün aşılama işlemi yapılmış olması lazım. Eşime de korkudan bir şey diyemiyorum. Pazartesi oldu hastahaneye bir gittim X hanım yok. Hasta olmuş, izin almış. Yaşadığım şoku anlatamam. Diğer doktora yönlendirdiler beni ve ikinci şok .Doktor muayene etti, benim yumurta çatlamaya başlamış. Doktor acil tahliller istedi, “Çatladı ise aşılama yapamayız ama eşini ara hazır beklesin belki de yaparız bugün” dedi. Eşimi aradım o ayrıca şok, “Böyle saçma şey mi olur, koskoca doktor bunu ayarlayamadı mı?”diyor, haklı. Korktuğum başıma geldi. X hanıma mesaj attım, gördü ama cevap yok. Çıldırdım! Kavga edicem ama kiminle doktor yokki ! Tahlil sonuçları çıktı, yumurta çatlamış, aşılama iptal . 1 kutu gonal f, muayene ücretleri, yalvar yakar izin almalarım, hastanede geçen saatler hepsi boşa gitmişti. Sizin bunca emeğiniz birileri için sadece bir hiçti…Cevap verilmeye bile layık olmayan bir hiç…Meğer X hanım o hastaneden ayrılma sürecine girmiş (hastalık filan hikaye), ondanmış beni “hiç” olarak görmesi. İşte doktorlara ilk güvensizliğim böyle
başlamıştı…

İptal edilen 2.aşılama sonrası sudan çıkmış balık gibi oldum. Çok güvendiğim, herkese tavsiye ettiğim doktorum beni yarı yolda bırakmıştı. Bir daha hangi doktora nasıl güvenecektim ben. Aşılama işleminden umudu da kestik. O hastanedeki diğer doktorla devam edebilirdik ama ne benim içime o doktor siniyordu artık ne de eşimin içine o hastane. Biz bir süre daha doğal yoldan denemeye karar verdik, zaten iş yoğunluğum artmıştı. Beklerken de doktor araştırırım diye düşündüm. Bir de sık sık sistit ve mantar
olmaya başlamıştım, bir o eksikti ya Evime yakın küçük bir tıp merkezi vardı, oradaki doktora gideyim de dedim hem mantar sorunuma bakar hem yumurta takibi yapar. Gittiğim
bile hatırlamıyorum.

Kendim internetten araştırıp hangi kremin iyi geldiğini bulup aldım eczaneden (travazol). Doktor arayışı devam ederken çevreden de çok öneri geliyordu, kafam çorba olmuştu. Doğru doktora nasıl karar verilirdi ki?..

Aylar geçiyordu hala bebek yok. İyi doktor bulmak büyük bir paradoks… Her kafadan bir ses çıkıyor. Çıldırmak üzereyim. Eşime keçiboynuzu kürü yaptım bir süre, bir umut (aslında değerleri çok iyiydi) ama sonuç yok. Maydanoz, süt buharı denedim olmadı. Eşime dedim “Artık tekrar doktora gitme vakti geldi”. Çocuk olmayalı 17 ay olmuştu. Kayınpederimin bir tanıdığının eşi bir hastanede hemşireymiş, kendisi de uzun uğraşlar sonucu hamile kalmış. Çalıştığı hastanedeki doktoruna gidiyormuş. Doktorun adı Zehra Hanım. Ben adet günümü hesapladım 3.güne denk gelecek şekilde randevuyu aldık. Daha 2 hafta vardı. Malesef o ara yine mantar sorunu atağa geçti. Bir yerde okumuştum mantar spermleri öldürüyormuş ve
gebe kalmayı zorlaştırıyormuş. Eşime dedim “Bu ay da bu iş olmaz, iyi ki aldık randevuyu”. Ama doktora gitme günü geldi, benim adet gelmedi. Normalde çok düzenlidir. Kesin kist oldu yine, yumurta çatlamadı ondan diye düşünerek gittim doktora. Doktora durumumuzu anlattık, eski tahlilleri gösterdik.

“Ben randevuyu adet olacağım tarihe ayarlayıp almıştım ama olmadım, kist oldu yine sanırım” dedim. Doktor “Bir bakalım” dedi; “Yoo kist falan yok, rahim kalın. Dur bir de beta hcg bakalım” dedi. Bizim hiç umudumuz yoktu, aklımıza bile gelmemişti. Yine de verdik kanı, kantinde çay içerek sonucu beklemeye başladık. İnsan hiç umudu olmasa da yine de meraktan ölüyor tabi. 5 dakika da bir bakıyordum internetten sonuç çıkmış mı diye. Ve yaklaşık 1 saat sonra beklenen sonuç çıktı; beta hcg 9. Gözlerime inanamadım. 0 değil de 9 çıkmıştı. Eşim “9 ne demek?” dedi. Eşime referans aralığını gösterdim sevinçle “Bak sonuç pozitif, hamileyim” dedim. Sevinçten ağlayacak vaziyette birbirimize sarıldık, çok mutluyduk. Ve doktorun yanına girmek için beklemeye başladık. Başımıza geleceklerden habersiz safça seviniyorduk…

Mutlu mutlu girmiştik doktor hanımın yanına, sevinçle “Pozitif çıkmış” demiştim. Doktor sonuca baktı. “Evet ama bu çok yeni başlamış bir gebelik, ne olur bilemem. Çok da beklenen, kıymetli bir gebelik o yüzden sana tedbiren bir kaç ilaç yazacağım” dedi. Bir de bir hesaplama yaptı, değerin 2 günde 2 kat artması gerekiyormuş, hangi tarihte kaç olması gerek yazdı. 2 gün sonra tekrar tahlil yaptırmamı istedi. 20 gün sonrası için kontrole çağırdı. Doktorda tedirginlik vardı sanki, biraz şaşırdık. Sağlıkçı bir arkadaşımız yeni hamileydi bir onu arayıp soralım dedik. Değerimiz 9 deyince o da bir duraksadı, kendisi 50 ile öğrenmiş ve 9 çok düşük gelmiş ona. Hem mutlu hem kuşkuluyduk. İlaçları alıp eve geldik. Eşim hemen “Yat dinlen sen” dedi. Kıyamam hemen babalık içgüdüleri harekete geçmişti, o iki gün benimle çok güzel ilgilendi. Doktor coraspirin, progestan hap ve progestan iğne vermişti. İğne her gün yapılacaktı ama daha ilk iğnede korkunç canım yanmıştı. Bir taraftan da internette araştırma yapıyordum, benim gibi düşük değerle öğrenen çok azdı (zaten çoğu da adete 1 hafta kala filan bu değeri görmüştü). Araştırma yaparken kimyasal gebelik diye bir kavramla karşılaştım. Değer 2 günde 2 kat artmazsa kimyasal gebelik oluyormuş.

Eşime de anlattım hemen kızdı tabi bana “Niye hemen olumsuz şeylerden bahsediyorsun” diye. Birbirimize hissettirmek istemesek de korkmuştuk. Lavabo haricinde kalkmıyordum. Hafta sonu olduğu için rahattım. 2 gün hemencecik geçti. Mecbur işe gittim ama hareketlerime çok dikkat ediyordum. Sabahtan kan tahlili de vermiştik. Sonuç öğleden sonra çıktı veeeee 18. Tam 2 kat artmıştı. Eşimle nasıl sevindik anlatamam. Evet olacak bu iş diyorduk. Kafamızdan olumsuzluklar silinmişti. Tekrar 4 gün sonra baktırmaya karar verdik. İşten gelince yemek-bulaşık faslını eşimle beraber hallediyorduk sonra ben
istirahat ediyordum. İğnem her gün vardı ve kalçamın üstüne oturamayacak hale gelmiştim neredeyse, korkunç bir iğneydi ama bebeğim için her şeye değerdi; yeterki o gelsin her acıya katlanmaya hazırdım. 4 günlük bekleme sürecimiz başlamıştı…

İkinci kan tahlilinden sonra kafamız biraz rahatlamıştı. Her gün beni mahfeden iğnemi oluyor dikkatli şekilde hayatıma devam ediyordum. Ama 2 gün sonra sanki rahmim sökülürmüş gibi bir acı olmaya başladı kasıklarımda ara ara. Hamileliktendir desemde içimden bir ses bireylerin ters gittiğini söylüyordu. Ve nihayet 4 gün sonra test günü geldi. Sabahtan kanı verdim ve iş çıkışı sonucu aldım. Sonuç 4 çıkmıştı. Mutluluğun bittiğini anlatan 4. Dünya başıma yıkıldı sanki. Neden ama neden?! Bu kadar çabaladıktan sonra zar zor kavuşmuşken neden bu kadar çabuk kaybetmiştim bebeğimi hemde kesesini bile göremeden. Eşim de çok üzüldü ama sürekli beni teselli etmeye çalışıyordu.

O gün çok ağladım. Zehra hanımdan ertesi güne randevu aldık. Ertesi gün biraz daha toparlanmıştım ama şimdi sorgulama kısmı başlamıştı. Neden böyle oldu? Doktor “Muhtemelen bebek sağlıksızdı, sağlıksız olan bebeği vücut atar. Bu çok normal birşey” dedi. Ama benim için hamile kalmak çok zorken nasıl buna normal diyebilirdim ki . Üstelik kanamam bile olmamıştı, nasıl düşüyordu bu değer. İnternette kimyasal gebelik yaşayanların çok yakın zamanda tekrar sağlıklı şekilde hamile kaldığını okumuştum doktora umutla bunu sordum “Böyle bir genelleme yok” dedi. “Adet olunca gel, klomen tedavisine başlayalım. Zaten normal prosedürde önce klomenle tedavi denenir sonra aşılamaya geçilir sende niye hemen aşılama denenmiş hiç anlamadım.” dedi. Ayrıca 5 gün sonra tekrar beta hgc baktırmamı istedi, sıfırlandığını görmemiz gerekiyormuş.

Hayal dünyasından yeryüzüne sert bir iniş yapmıştım ve anne olabilmek için verdiğim mücadeleye kaldığım yerden devam etme zamanıydı. Yasımı bile fazla tutamadan tekrar araştırmaların içinde buldum kendimi. Şimdiki araştırma konularım biyokimyasal gebelik ve klomen tedavisiydi. (Hamile kaldığım o ay tek belirtim adete 5-6 gün kala yoğun şekilde yaşadığım bel – bacak ağrısıydı, pozitif sonuç aldığım gün ufak bir iki kasıkta batma hissi oldu hepsi bu). Sizlerde kimyasal gebelik yaşadınız mı?


CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here